Türkiye’de aile hekimliği uzmanları, aile sağlığı merkezlerinde sundukları birinci basamak sağlık hizmetleriyle toplumun geniş bir kesimine doğrudan ulaşmanın yanı sıra sigara bırakma polikliniklerinin önemli bir kısmı aile hekimliği uzmanlık klinikleri bünyesinde hizmet vermektedir. Bu iki yönlü saha ve klinik deneyim, aile hekimliği uzmanlarının tütün ve nikotin ürünlerinin kullanımı, bırakma süreçleri ve yeni nesil ürünlere ilişkin önemli bir gerçek yaşam deneyim ve verisine sahip olmalarını sağlamaktadır.
Bu görüş yazısı; elektronik sigaralara ilişkin güncel bilimsel gerçekleri ortaya koymak, yanlış veya eksik algıları açıklığa kavuşturmak, aile hekimliği uzmanlarının birinci basamak ile sigara bırakma polikliniklerinden gelen saha deneyimi ve gerçek yaşam verilerini bilimsel kanıtlarla birlikte değerlendirmek amacıyla hazırlanmıştır.
Elektronik sigaralar, çalışma yolları bir sıvının elektronik olarak ısıtılmasıyla oluşan aerosolün solunmasına dayanan cihazlardır. Son yıllarda elektronik sigara kullanımı dünya genelinde giderek daha görünür bir halk sağlığı sorunu haline gelmiş, özellikle gençler ve genç yetişkinlerdeki kullanım dikkat çekici boyutlara ulaşmıştır. Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi’nde yetişkinlerde elektronik sigara kullanım prevalansı %4,6 iken, 13–15 yaş grubundaki ergenlerde bu oran %14,3’e ulaşmaktadır. Bu veriler, elektronik sigara kullanımının özellikle gençler açısından ele alınması gereken önemli bir halk sağlığı konusu olduğunu net olarak ortaya koymaktadır.
Elektronik sigara kullanımının gençlerde daha sonra yanıcı sigara kullanımına başlanmasıyla ilişkili olduğunu gösteren veriler de bulunmaktadır. 17.389 ergen ve genç yetişkini kapsayan uzunlamasına çalışmaların meta-analizinde, daha önce elektronik sigara kullananlarda sonradan sigaraya başlama oranı, hiç elektronik sigara kullanmayanlara göre çok daha yüksek bulunmuştur.
Sigara bırakma polikliniklerindeki deneyimlerimize göre, yanıcı sigarayı bırakma isteğinin arkasında çoğu zaman sağlığın zarar göreceğine ilişkin kaygılar, sigaraya bağlı yaşanan semptomlar ve duman, koku gibi kişinin kendisini ve çevresini etkileyen sosyal nedenler bulunmaktadır. Bu olumsuzluklar, sigara kullanan bireyin bırakma motivasyonunu güçlendiren önemli unsurlardır.
Elektronik sigaraya geçildiğinde ise bu motivasyon kaynaklarının bir kısmı ortadan kalkabilmekte veya belirgin biçimde azalabilmektedir. Yanma ve sigara dumanının olmaması, kokunun daha az rahatsız edici olması ve elektronik sigaranın yanıcı sigaradan daha az zararlı olduğu algısı, ürünü sigarayı bırakmak isteyen kişiler açısından güçlü bir alternatif haline getirebilmektedir. Yine aynı sebepler, elektronik sigarayı bırakma motivasyonunu da zayıflatmaktadır. Bu nedenle elektronik sigaraya geçiş, bağımlılığın farklı bir ürün üzerinden sürdürülmesiyle sonuçlanabilmektedir.
Tüm bu veriler birlikte değerlendirildiğinde, özellikle çocukların ve gençlerin nikotin bağımlılığından korunması, elektronik sigaranın yeni bir bağımlılık biçimi oluşturma ve nikotin bağımlılığını sürdürme potansiyeli ile uzun dönem sağlık etkilerine ilişkin belirsizlikler göz önünde bulundurulmalıdır. TAHUD olarak, toplum sağlığının ve geleceğimiz olan gençlerin korunması açısından elektronik sigaraların ülkemizde yasallaştırılmasının uygun olmadığını belirtmek isteriz.
Saygılarımızla,
Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği Merkez Yönetim Kurulu