Logo
Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği
TAHUD
Toggle sidebar
TAHUD GSS Görüşmesi ve Taleplerimiz
30 Nisan 2018
Yeni

TAHUD GSS Görüşmesi ve Taleplerimiz

4 Haziran 2009 Perşembe günü saat 10.00’da TAHUD MYK olarak Genel Sağlık Sigostası (GSS) Genel Müdürü Dr. Sami TÜRKOĞLU ile görüşüldü. Görüşmeye Dr. Okay Başak, Dr. Yeşim Uncu ve Dr. Volkan Arpacı katıldı. Hazırlamış olduğumuz ve SGK’den taleplerimizi içeren rapor Genel Müdüre sunuldu. Görüşmede iki temel konu üzerinde duruldu:

Birincisi Aile Hekimliği uzmanlarının ilaç yazma ve ilaç raporu düzenlemesi yetkilerinin genişletilmesiydi. 2007 yılında çıkarılan Sağlık Uygulama Tebliği’ne (SUT) kadar Aile Hekimliği (AH) uzmanları daha geniş yelpazede ilaç yazabilir ve ilaç raporu düzenleyebilirken son yıllarda çıkarılan SUT’larla bunlar kısıtlanmıştır. Bu durumu Genel Müdüre hatırlattık ve Aile Hekimliği uzmanlarının bu konudaki yetkilerinin diğer uzmanlıklar için olduğu gibi belirlenmesini, AH uzmanı nerede ve hangi görev tanımıyla çalışırsa çalışsın bu yetkilerini kullanabilmelerini talep ettik.

Genel Müdür Dr. Sami Türkoğlu Aile Hekimliğini diğer uzmanlık dalları arasında gördüğünü, almış oldukları eğitime uygun yetki ve sorumlulukların verilmesi gerektiğini, SGK olarak kendilerinin Sağlık Uygulama Tebliğlerinde böyle hareket etmek istediklerini, ancak Sağlık Bakanlığının diğer aile hekimlerine de bu yetki ve hakların verilmesi gerektiğini savunmasıyla sınırlamalar yapmak zorunda kaldıklarını ifade etti. Yani bir anlamda AH uzmanlarının ilaç yazma hak ve yetkileri, Pilot Aile Hekimliği Uygulama Yasası’ndaki aile hekimi görev tanımına göre belirlenmekteydi. Bu talebimizle ilgili olarak Genel Müdür isteklerimizi inceleyecekleri ve yeni tebliğlerde değerlendirecekleri sözünü verdi. Bu konuda Sağlık Bakanlığı’ndaki yetkilileri ikna etmemizi tavsiye etti.

Görüşmede ele alınan ikinci konu SGK ile sözleşme yapacak özel sağlık kuruluşlarıyla ilgili yönergenin ekindeki uzmanlık dalları listesinde Aile Hekimliği uzmanlığının olmamasıydı. Bu nedenle özel ya da vakıf üniversite hastanelerinde çalışan AH uzmanlarının AH uzmanı olarak yazdıkları reçeteler SGK tarafından ödenmemekte, AH uzmanlarının bu kuruluşlardaki çalışma olanakları kısıtlanmakta, AH uzmanları poliklinik açamamakta ya da uzun yıllardır işletmekte oldukları poliklinikleri çalıştıramaz duruma düşmektedirler. Yalnızca bu nedenle birçok aile hekimliği uzmanının mağdur olduğunu, uzun yıllardır birçok özel kurumda çalışan, kendi işini kurmuş aile hekimliği uzmanlarının olduğunu özellikle vurguladık. Özel sektörde de AH uzmanlarından yararlanmanın daha ekonomik olacağını anlattık. Aile Hekimliği Uzmanlığının SGK tarafından tanınmasının ve bu listeye alınmasının bizler için önemini belirttik.

Genel Müdür bu talebimizle ilgili olarak, özel hastane veya merkezlerin düşük ücretli değil yüksek ücretli hastalar istediğini, bu nedenle özel sektörde bizleri istemeyeceklerini düşündüğünü söyledi. Bunun yeni mezun AH uzmanlarının hastanelerde çalışmaya özendireceğini, oysa kendilerinin maliyetleri kontrol altına alacak farklı model arayışları içinde olduklarını, AH uzmanlarının özel girişimle kendi dal merkezlerini açabilmelerini ve bu merkezlere Sağlık Bakanlığı’nca nüfus bağlanması gerektiğini, böyle bir durumda ödemelerde SGK’nin zorluk çıkarmayacağını ifade etti. Sonuçta bu konuyu da inceleyeceklerini söyledi.

SGK Genel Müdürüne sunduğumuz rapor aşağıdadır.

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE,


Derneğimiz Türkiye’deki aile hekimliği uzmanları ve uzmanlık öğrencilerini (asistanlar) kapsamına alan ve Dernek Tüzüğünde belirtilen amaçları gerçekleştirmek üzere faaliyetlerde bulunan bir uzmanlık derneğidir.

Tıpta Uzmanlık Tüzüğü’nün 2. maddesinde, Uzman; “Bu Tüzüğe ekli çizelgede yer alan dallardan birinde uzmanlık eğitimini tamamlayarak o dalda sanatını uygulama hakkı ve uzmanlık unvanını kullanma yetkisi kazanmış olanlar…” şeklinde tanımlanmış ve aynı Tüzüğün Ek Çizelgesinde, Aile Hekimliği bir uzmanlık dalı olarak belirlenmiştir.

Tüzüğün “Uzmanlık Yetkisinin Kullanılması” başlıklı 4. maddesinde; “Bu Tüzük hükümlerine göre uzmanlık belgesi almayanlar, hiçbir yerde ve şekilde uzmanlık unvan ve yetkisini kullanamazlar ve uzmanlıkla ilgili tıbbi faaliyette bulunamazlar.” denilerek, uzman hekim olmayanların, uzman hekimlerin sahip oldukları yetkileri ve hakları kullanamayacakları açıkça belirtilmiştir.

Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından 28.09.2008 Tarih ve 27012 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “2008 Yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği”nin “Ayaktan Tedavilerde Reçetelerin Düzenlenmesi” başlıklı 12.1.1. maddesinin 7. bendinde; “Sağlık Bakanlığınca aile hekimliği sözleşmesi yapılan veya yetkilendirilen hekimlerin, aile hekimliği uzmanlarının yazabildiği tüm ilaçları reçete edebilecekleri belirtilerek, uzmanlık belgesine sahip olmayan hekimlere, --Tüzükte yer alan düzenlemeye açıkça aykırı şekilde-- aile hekimliği uzmanlarına tanınan yetkiler verilmiştir.

Kurumunuz Aile Hekimliği uygulamasına giren tüm hekimleri “aile hekimi” görev tanımı çerçevesinde aynı eğitim düzeyinde kabul etmekte ve ilaç yazma yetkilerini eşitlemektedir. Oysa Aile Hekimliği uygulaması başlamadan önce Aile Hekimliği uzmanlarının ilaç yazma yetkileri uzmanlık alanının özellikleri dikkate alınarak belirlenmiş durumdaydı. Dolayısıyla yeni uygulama ile Aile hekimliği uzmanları daha önce reçete edebildikleri birçok ilacı yazamaz duruma düşmüşlerdir. Yani SGK “aile hekimi” görev ünvanı temelinde hareket etmekte ve Aile hekimliği uzmanlarının aldıkları uzmanlık eğitimini hiçe saymaktadır.

Oysa olması gereken, tüm diğer tıp disiplini ve uzmanlık alanlarında olduğu gibi Aile Hekimliği uzmanlarının da ilaç yazma yetkilerinin almış oldukları uzmanlık eğitimi dikkate alınarak belirlenmesi ve sağlık sisteminin neresinde ve hangi görev unvanıyla çalışırsa çalışsın bu yetkilerini kullanmasıdır. Bu yaklaşımla aşağıda gerekçeleriyle birlikte sunduğumuz ilaç gruplarının Aile Hekimliği uzmanlarının yazma yetkisine alınmasını talep ediyoruz.

“2008 Yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği”nin;
“Antidepresanlar ve Antipsikotiklerin Kullanım İlkeleri” başlıklı 12.7.2. maddesinde;

“a) … SNRI, SSRE, RIMA, NASSA grubu antidepresanlar, psikiyatri (erişkin ve çocuk), nöroloji (erişkin ve çocuk) uzman hekimlerinden biri tarafından veya bu hekimlerden biri tarafından düzenlenen uzman hekim raporuna dayanılarak tüm hekimlerce reçete edildiğinde bedeli ödenir.
b) Yeni nesil (atipik) antipsikotiklerin (klozapin, olanzapin, risperidon, amisülpirid, ketiapin, ziprosidon, aripiprazol, zotepine, Sertindol ) oral formlarının, psikiyatri (erişkin ve çocuk) veya nöroloji (erişkin ve çocuk) uzman hekimleri tarafından, … reçete edilmesi halinde bedelleri ödenir.
…Demansta, atipik antipsikotik ilaçlar, psikiyatri, nöroloji veya geriatri uzman hekimi tarafından veya bu hekimlerden biri tarafından düzenlenen uzman hekim raporuna dayanılarak diğer hekimler tarafından da reçete edilmesi halinde bedeli ödenir…”

“Klopidogrel Kullanım İlkeleri” başlıklı 12.7.15. maddesinde;

“…b) Akut koroner sendrom tanısıyla hastaneye yatırılan veya müşahedeye alınan hastalarda EKG değişikliği veya troponin pozitif olan ST yükselmesiz miyokard enfarktüsü veya anstabil anginalı hastalar ile ST yükselmeli miyokard enfarktüsü hastalarında kardiyoloji, kalp damar cerrahisi veya acil tıp uzman hekimleri tarafından rapor aranmaksızın bir defaya mahsus olmak üzere reçete edilmesi halinde bedeli ödenir.
c) Kalp kapak biyoprotezi bulunanlarda, anjiografik olarak belgelenmiş koroner arter hastalığı, tıkayıcı periferik arter hastalığı veya serebral iskemik olay (iskemik inme) saptanan ve gastrointestinal intoleransı olduğu raporda belirtilen hastalarda, kardiyoloji, iç hastalıkları, nöroloji, kalp damar cerrahisi veya acil tıp uzman hekimlerinden biri tarafından düzenlenen ve 12 ayı geçmemek üzere kullanım süresinin belirtildiği uzman hekim raporu ile diğer hekimler tarafından da reçete edilmesi halinde bedeli ödenir…”

“Doğuştan Metabolik Hastalıklar İle Çölyak Hastalığı” başlıklı 12.7.16. maddesinde;

“a) Çocuk mamaları, gıda olması nedeniyle SUT eki EK-2/D ve SUT eki “Doğuştan Metabolik Hastalıklar ile Çölyak Hastalığında Kullanılan Ürünler Listesi” ne (EK-2/E) dahil edilmemiştir. Ancak, doğuştan metabolik hastalığı olan ve kistik fibrozisli hastalar için
tedavi edici içerikli olanlar ile malabsorbsiyona neden olan bir hastalığı olan hastaların ve iki yaşına kadar inek sütü ve/veya çoklu gıda protein alerjisi olan bebeklerin kullandıkları özel mamalar, öncelikle çocuk metabolizma hastalıkları veya erişkin endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları ya da çocuk veya erişkin gastroenteroloji
uzman hekimi tarafından, bu uzman hekimlerin bulunmaması halinde çocuk sağlığı ve hastalıkları veya iç hastalıkları uzman hekimlerinden biri tarafından düzenlenen uzman hekim raporuna dayanılarak tüm hekimler tarafından yazılması halinde bedeli ödenir.
b)...Bu ürünlerin bedeli; çocuk metabolizma hastalıkları veya erişkin endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları ya da çocuk veya erişkin gastroenteroloji uzman hekimi tarafından, bu uzman hekimlerin bulunmaması halinde çocuk sağlığı ve hastalıkları veya iç hastalıkları uzman hekimlerinden biri tarafından düzenlenen uzman hekim raporuna dayanılarak tüm hekimler tarafından yazılması halinde; ödenir.

“Solunum Sistemi Hastalıkları İlaçları Kullanım İlkeleri” başlıklı 12.7.24. maddesinde;

“1. Astım tedavisinde; Formeterol, salmeterol ve kombinasyonları, göğüs hastalıkları, göğüs cerrahisi, alerji, iç hastalıkları, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzman hekimleri tarafından reçete edilmesi halinde bedelleri Kurumca ödenir. Bu uzman hekimlerden biri tarafından düzenlenen uzman hekim raporu mevcut ise tedavinin devamı için diğer hekimlerce reçete edilmesi halinde bedelleri ödenir.
Montelukast, zafirlukast, iç hastalıkları, çocuk sağlığı ve hastalıkları, göğüs hastalıkları ve alerji uzman hekimleri tarafından veya bu uzman hekimlerden biri tarafından düzenlenen uzman hekim raporuna dayanılarak diğer hekimlerce reçete edilmesi halinde bedelleri ödenir.
2. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) tedavisinde; Formeterol, salmeterol ve tiotropium, göğüs hastalıkları, göğüs cerrahisi, iç hastalıkları, çocuk sağlığı ve hastalıkları veya kardiyoloji uzman hekimleri tarafından veya bu uzman hekimlerden biri
tarafından düzenlenen uzman hekim raporuna dayanılarak diğer hekimlerce reçete edilmesi halinde bedelleri ödenir.
Formeterol ve salmeterol’ün inhaler kortikosteroidlerle kombinasyonları, iç hastalıkları, çocuk sağlığı ve hastalıkları, göğüs hastalıkları ve göğüs cerrahisi uzman hekimleri tarafından veya bu uzman hekimlerden biri tarafından düzenlenen uzman hekim raporuna dayanılarak diğer hekimlerce reçete edilmesi halinde bedelleri ödenir.
3. Mevsimsel alerjik rinit tedavisinde: Montelukast kulak burun boğaz uzman hekimleri, iç hastalıkları, çocuk sağlığı ve hastalıkları, göğüs hastalıkları, alerji uzman
hekimlerince veya bu uzman hekimlerden biri tarafından düzenlenen uzman hekim raporuna dayanılarak diğer hekimlerce reçete edilmesi halinde bedelleri ödenir.”

“Antiepileptik İlaçların Kullanım İlkeleri” başlıklı 12.7.25. maddesinde;

“a) Epilepside: Yeni nesil antiepileptikler (Lamotrigin, topiramat, vigabatrin, levatirasetam gabapentin, pregabalin gibi) nöroloji (erişkin veya çocuk), beyin cerrahisi, fiziksel tıp ve rehabilitasyon, çocuk sağlığı ve hastalıkları, psikiyatri (erişkin veya çocuk) uzman hekimleri tarafından veya bu uzman hekimler tarafından çıkarılan ilaç kullanım dozu ve süresini belirten uzman hekim raporu mevcut ise diğer hekimler tarafından reçete edildiğinde bedeli ödenecektir.
b) Nöropatik ağrıda: Gabapentin; nöroloji, beyin cerrahisi, fiziksel tıp ve rehabilitasyon, anestezi ve reanimasyon, immünoloji, romatoloji veya endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzman hekimi tarafından veya bu uzman hekimlerden birinin düzenlediği uzman hekim raporuna dayanılarak tüm hekimlerce reçete edildiğinde bedeli ödenir…”

“Lipid Düşürücü İlaçların Kullanım İlkeleri” başlıklı 12.7.28. maddesinde;
“…B- İlaç kullanım raporu iç hastalıkları, çocuk sağlığı ve hastalıkları, kardiyoloji, kalp damar cerrahisi veya nöroloji uzman hekimlerinden biri tarafından düzenlenir ve rapor süresi boyunca tetkik sonuçları değerlendirmeye alınmaz..reçete edilmesi halinde bedeli ödenir.
Ç- Ezetimib (statinlerle kombinasyonları dâhil);
a) En az 3 ay boyunca statinlerle tedavi edilmiş olmasına rağmen LDL düzeyi 100 mg/dl’nin üzerinde kalan hastalarda bu durumun belgelenmesi koşuluyla ve kardiyoloji, iç hastalıkları, nöroloji ya da kalp ve damar cerrahisi uzman hekimlerinden biri tarafından düzenlenen uzman hekim raporuna istinaden tüm hekimlerce reçete edildiğinde bedeli ödenir.
D) Niasin: En az 3 ay boyunca statinler veya statin dışındaki lipid düşürücü ilaçlardan herhangi birisi ile tedavi edilmiş olmasına rağmen HDL düzeyi 40 mg/dl ‘nin altında olan 18 yaş üzeri hastalarda bu durumun belgelenmesi koşuluyla dahiliye veya kardiyoloji uzman hekimleri tarafından reçete edildiğinde ya da bu uzman hekimlerden biri tarafından düzenlenen uzman hekim raporuna istinaden tüm hekimlerce reçete edildiğinde bedeli ödenir…”

Denilerek, anılan maddelerde adı geçen ilaçların ancak belirli hekimler tarafından reçete edilmesi halinde bedelinin karşılanacağı belirtilmiştir.

1. Tebliğin geneline bakıldığında; ilaç yazabilme yetkisinin alınan uzmanlık eğitimine göre belirlendiği anlaşılmaktadır. Ancak yukarıda belirtilen maddelerde yazılı ilaçlar, aldığı uzmanlık eğitim gereğince aile hekimliği uzmanlarınca da reçete edilebilecekken ve hatta 25 Mayıs 2007 tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği yayınlanana kadar da bu uzman hekimlerce reçete edilmiş iken; SGK tarafından, --hiçbir haklı gerekçe olmaksızın -- söz konusu maddelere “aile hekimliği uzmanları” ibaresi eklenmeyerek, aile hekimliği uzmanlarının büyük ölçüde hak kaybına uğramasına yol açan eksik bir düzenleme yapılmıştır.

Aile Hekimliği Uzmanlık Eğitimi Programı incelendiğinde görüleceği üzere, Aile Hekimliği uzmanları, Kardiyoloji ve Göğüs Hastalıklarını da kapsayacak şekilde 9 ay İç Hastalıkları, 9 ay Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, 8 ay Kadın Hastalıkları ve Doğum, 6 ay Genel Cerrahi ve Acil Tıp ve 4 ay psikiyatri eğitimi yapmakta ve ayrıca Aile Hekimliği bölümlerinde geçirdikleri süre içinde Dermatoloji, Ortopedi ve Travmatoloji veya Kulak Burun Boğaz hastalıkları gibi tıp alanlarında da seçmeli olarak eğitim almaktadırlar. Görüldüğü üzere, aile hekimliği uzmanları da anılan maddelerde belirtilen ilaçları reçete edebilme yetkisi tanınan uzmanların aldığı eğitimleri alarak, söz konusu ilaçları yazabilecek donanıma sahip olmaktadırlar. Bu nedenle de aile hekimliği uzmanlarının bu ilaçları yazamayacak olmasının haklı veya mantıklı bir gerekçesi olamaz.

2. Daha önce yürürlükte olan mevzuat uyarınca aile hekimliği uzmanları belirtilen ilaçları reçete edebilirken; son yayınlanan tebliğ ile aile hekimliği uzmanlarının bu yetkilerinin hangi gerekçe ile ellerinden alındığı anlaşılamamaktadır. Derneğimiz üyelerinin haklarını sınırlandıran böyle bir düzenlemenin yapılma nedeni, SGK tarafından da net bir şekilde ortaya konulamamıştır.

Ayrıca SGK tarafından aynı tebliğ ile uzmanlık eğitimi almayan hekimlere aile hekimliği uzmanının yazabileceği tüm ilaçları reçete edebilme yetkisi verilirken, öte yandan aile hekimliği uzmanlarına, almış oldukları eğitim bunu gerektirmesine karşın, yukarıda belirtilen ilaçları reçete edebilme yetkisi verilmemesi de çelişkilidir.

3. Söz konusu eksik düzenlemenin sağlık sistemine daha fazla maliyet getireceğinin de gözden kaçırılmaması gerekir. Nitekim dünya istatistiklerine göre, bir sağlık sorununun, birinci basamakta çözümlenmesi, hastanede çözümlenmesine nazaran onda bir (1/10), bir başka dal uzmanı tarafından çözümlenmesine nazaran yedi de bir (1/7) oranında, sisteme daha ucuza mal olmaktadır. Bu nedenle de Avrupa Birliği ve gelişmiş tüm ülkelerde aile hekimliği, bir uzmanlık dalı olarak, yıllardır sağlık sistemlerinin temelini oluşturmakta, sağlık finansmanı açısından zor durumda olan pek çok ülkenin de maliyetleri düşürmek için en fazla önem verdikleri tıp uzmanlık dalı olarak öne çıkmaktadır.

Durum böyleyken eksik düzenlemeler nedeniyle --uygulamada-- aile hekimliği uzmanlarınca hastaya teşhis konulduktan sonra, hastalığın tedavi yöntemi bilinmesine rağmen --tedavide kullanılacak ilaç, aile hekimi uzmanlarınca reçete edilemeyeceğinden-- hastanın bir üst basamak sağlık kuruluşuna sevki gerekmektedir. Böylece 5258 Sayılı Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanun ile amaçlanan “vatandaşların sağlıkla ilgili problem ve şikayetlerinin en kolay ve ucuz yoldan ve kaliteli olarak çözümlenmesi”nin önüne geçilmekte, dolayısıyla yasayla amaçlanan kamu yararı, Tebliğ hükmü ile göz ardı edilmektedir.

Kaldı ki; Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanun ile uygulamaya konulan sağlık sisteminin asıl hedefinin, birinci basamakta sadece aile hekimliği uzmanlarının çalışması olduğu ve mevcut durumun geçiş dönemi olarak kabul edildiği dikkate alındığında; aile hekimliği uzmanlık dalının cazip hale getirilmesi, itibarının korunması ve hekimler arasında bu daldaki eğitimin öncelikle tercih edilir hale getirilmesi; pilot illerde uygulanmaya başlanan sistemin geleceği ve başarısı için zorunludur. Oysa aile hekimliği uzmanlarının aleyhine yapılan söz konusu eksik düzenlemeler, aile hekimliği uzmanlık alanının hekimlerce tercih edilmemesine neden olarak, sistemin geleceğini de tehlikeye düşürmektedir.

TEBLİĞİN EKİ NİTELİĞİNDEKİ “SOYSAL GÜVENLİK KURUMU ÖZEL SAĞLIK KURUMUNDAN /KURULUŞUNDAN SAĞLIK HİZMETİ SATIN ALMA SÖZLEŞMESİ” EK-1 “BRANŞ LİSTESİ”NDE AİLE HEKİMLİĞİNE UZMANLIK DALI OLARAK YER VERİLMESİ

1. Yukarıda belirtildiği üzere, Tıpta Uzmanlık Tüzüğünün Ek çizelgesinde Aile Hekimliği, bir uzmanlık dalı olarak yer almıştır. Nitekim Aile Hekimliği, Yüksek Öğretim Kurulu Yürütme Kurulu’nun 16.07.1993 tarihli karar ve yazısı ile Dahili Tıp Bilimleri Bölümü bünyesinde bir Anabilim dalı olarak ülkemizde eğitim sistemi içerisindeki yerini almış ve 1993‘ten itibaren ülkemiz üniversitelerinde Aile Hekimliği Anabilim Dalları kurulmuş olup; tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yıllardır Aile Hekimliği tıp disiplininin evrensel ve özgün uygulama ve araştırmaları yapılmaktadır.

Tıp mevzuatındaki düzenlemeler ışığında Aile Hekimliğinin bir “uzmanlık dalı” olduğu tartışmasızdır. Esasen SGK tarafından, “Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği”nin EK–10/B “Ayaktan Tedavilerde Ödeme Listesi”nde aile hekimliği, 4800 Uzmanlık Kodu ile uzmanlık alanı olarak kabul edilmiş ve böylece aile hekimi uzmanlarının, Tebliğin Ek-10/A “Ayaktan Tedavilerde Sağlık Kurum ve Kuruluşlarının Sınıf ve Kodları” listesinde belirtilen tüm resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışacağı yönünde düzenleme yapılmıştır.

Buna karşın; SGK tarafından yayınlanan ve “2008 Yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği”nin eki niteliğinde kabul edilen (Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Kurumundan /Kuruluşundan Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesi’nin, “Sözleşmeye İlişkin Usul ve Esaslar” başlıklı 7. maddesinin 8. bendinde; “Sözleşme metni; ekleri yürürlükte olan Sağlık Uygulama Tebliği, Ödeme Genelgesi ve Kurumca belirlenecek diğer usul ve esaslar bir bütündür.” denilmektedir) “Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Kurumundan /Kuruluşundan Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesi”nin Ek-1 Branş Listesinde; Aile Hekimliği Uzmanlığına Tıp Dalı olarak yer verilmeyerek eksik düzenleme yapılmış ve Derneğimiz üyesi aile hekimliği uzmanlarının çalışma ortamları ciddi şekilde kısıtlanmıştır.

2. Bu düzenleme neticesinde; Özel Sağlık Kurum ve Kuruluşlarında çalışan Aile Hekimliği Uzmanlarının sözleşmeleri feshedilmiş, bazı tıp merkezlerindeki Aile Hekimliği dalı kaldırılmış, Aile Hekimliği Uzmanlarının Özel Sağlık Kurum ve Kuruluşlarına yaptığı iş başvuruları reddedilmiş, kendisi özel sağlık işletmesi sahibi olanlar ise işetmesini kapatma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır.

Yürürlükteki mevzuat uyarınca bir aile hekimliği uzmanının Aile Hekimliği Polikliniği dışında örneğin Dahiliye polikliniğinde çalışması durumunda, SGK’ce katılım payı ödenmekte ve fakat uzmanın Aile Hekimliği Polikliniğinde çalışması halinde katılım payı ödenmemektedir. Oysa aile hekimliği uzmanının farklı yerlerde çalışması durumunda uzmanlığının değişmesi mümkün olmadığı gibi uzmanların “bir kliniği sevk ve idare edebilme yetkisi”nin sadece birinci basamak sağlık hizmetleri ile kısıtlanması da söz konusu olamaz.

Bir an için söz konusu düzenlemenin ülkemizde “Aile Hekimliği Sistemi”nin yerleşmesi için kamu yararı gereğince yapıldığı varsayılsa dahi; böyle bir düzenlemenin tüm ülke çapında değil sadece aile hekimliği sistemine geçilmiş olan pilot illerde uygulanması gerekeceği açıktır. Mevcut durum itibariyle pilot bir uygulama olan ‘Aile Hekimliği Sistemi’ gerekçe gösterilerek, --tüm yurt çapında-- Aile Hekimliği uygulamasına dahil olan ve olmayan tüm aile hekimliği uzmanlarının çalışma özgürlüklerini kısıtlayacak şekilde düzenleme yapılması ve böylece tüm aile hekimliği uzmanlarının, ‘Aile Hekimliği Sistemine’ dahil olmak zorunda bırakılması, hukuken kabul edilemez niteliktedir.

3. SGK tarafından yapılan düzenleme ile Aile Hekimliğinin “uzmanlık dalı statüsü” ve dolayısıyla aile hekimliği uzmanlarının da “uzman” unvanları ortadan kaldırılmaktadır

Derneğimiz üyeleri diğer uzman hekimler gibi uzmanlık eğitimi almasına ve onlarla aynı hukuki statüde olmasına karşın; yürürlükte olan düzenleme ile Anayasanın eşitlik ilkesine açıkça aykırı şekilde, aile hekimliği uzmanları farklı bir uygulamaya tabii tutulmakta, kendileri ile aynı hukuki statüdeki diğer uzmanların çalışabilecekleri kurumlarda çalışma hakları ellerinden alınmakta ve böylece esasen eşit hak, yetki ve sorumluluklara sahip uzman hekimler arasında eşitsizlik yaratılmaktadır.

SONUÇ: Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından 28.09.2008 Tarih ve 27012 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “2008 Yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği”nin yukarıda belirtilen maddelerinin yeniden düzenlenerek Aile Hekimliği uzmanlarının bu maddelerdeki ilaç raporlarını düzenleyen ve ilaçları yazan uzmanlar kapsamına alınmasını ve “Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Kurumundan /Kuruluşundan Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesi”nin Ek–1 Branş Listesinde; Aile Hekimliği Uzmanlığına Tıp Dalı olarak yer verilmesini talep ediyoruz.

TÜRKİYE AİLE HEKİMLERİ UZMANLIK DERNEĞİ