Logo
Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği
TAHUD
Toggle sidebar
TAHYK nın TUK’un 14.04.2026 tarihli ve 2816 sayılı kararına ilişkin görüş metni
21 Ekim 2026
Yeni

Türkiye Aile Hekimliği Yeterlilik Kurulu açıklaması;

Tıpta uzmanlık eğitimi, her uzmanlık alanının kendine özgü bilgi birikiminin, klinik yaklaşımının, temel ilkelerinin ve mesleki yetkinlik ve yeterliklerinin uzmanlık öğrencilerine kazandırıldığı yapılandırılmış bir eğitim sürecidir. Tıpta uzmanlık eğitiminin temel amacı, yalnızca bilgi ve deneyim aktarımı değil, ilgili uzmanlık alanının gerektirdiği mesleki yetkinliklere sahip hekimler yetiştirmektir.

Aile hekimliği de kendine özgü bilgi birikimi, temel ilkeleri, klinik yaklaşımı, problem çözme becerileri ve tanımlanmış mesleki yetkinlik ve yeterlikleri bulunan bağımsız bir tıp disiplinidir. Dünyada uzun yıllara dayanan bilimsel ve akademik birikime sahip olan aile hekimliği, Türkiye'de 1983 yılından beri uzmanlık tüzükleri ve yönetmeliklerinde tanınmış ve 40 yılı aşkın uzmanlık eğitimi deneyimiyle çok sayıda uzman yetiştirmiş, köklü bir akademik ve klinik birikimdir.

Bir uzmanlık alanının bilimsel kimliğini ve mesleki niteliğini belirleyen temel unsur, o alanda yetişen hekimlerin ortak ve tanımlanmış yeterliklere sahip olmasıdır. Bu nedenle uzmanlık eğitiminin hedeflerinin, kazanılması gereken yetkinlik ve yeterliliklerin ve bunların değerlendirilmesinde esas alınan standartların farklılaşması pedagojik olarak kabul edilemez. Uzmanlık eğitimi sadece kazanılan unvan açısından değil; süreci, kapsamı, klinik uygulamaları ve eğitici gözetimi açısından da ortak standartlara dayanmak zorundadır. Kanunla farklı eğitim olanaklarının tanınmış olması, bilimsel ve eğitsel açıdan bu farklılaşmayı doğru hale getirmemektedir. Hukuki düzenlemeler eğitim standardının yerine geçemez.

Öte yandan Temel AB Uyum Şartları Direktiflerinde “Üye devletler, ulusal yetkili kuruluş tarafından onaylanan şartlarda yarı zamanlı (part-time) bir eğitime izin verebilirler. Yarı zamanlı eğitimin toplam süresi, tam zamanlı eğitimin toplam süresinden daha az olmayacaktır. Eğitim standardı yarı zamanlı olmasından dolayı bozulmayacaktır.” denmektedir.

Bu açıdan bakıldığında TC Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan Sözleşmeli Aile Hekimlerine verilecek Aile Hekimliği Uzmanlık Eğitimi Usul ve Esasları ile ilgili son düzenlemeler uzmanlık eğitimimizin niteliği, eğitim standartları, bütünlüğü ve geleceği açısından ciddi riskler içermektedir. Yeterlilik Kurulumuzun bu konudaki düşünceleri aşağıda ifade edilmiştir.

1.     Tıpta uzmanlık eğitiminde klinik rotasyonlar, ilgili uzmanlık alanının gerektirdiği yetkinlik ve yeterliklerin kazandırılması amacıyla planlanan, uzmanlık eğitiminin zorunlu ve ayrılmaz bileşenleridir. Bu rotasyonların kapsamı ve süreleri, ilgili uzmanlık alanının Müfredat Oluşturma ve Standart Belirleme Sistemi (TUKMOS) komisyonlarının bilimsel çalışmaları ve önerileri doğrultusunda Tıpta Uzmanlık Kurulu (TUK) tarafından belirlenmektedir. Dolayısıyla rotasyonlar, yalnızca tamamlanması gereken süreler değil, uzmanlık eğitiminin bilimsel bütünlüğünü ve mesleki yeterliği güvence altına almak üzere oluşturulmuş yapılandırılmış eğitim süreçleridir.

Tıpta Uzmanlık Kurulunun 14.04.2026 tarihli ve 2816 sayılı kararında, SAHU kapsamında zorunlu klinik rotasyonların altı aya kadar olan bölümünün mesai saatleri dışında gerçekleştirilebileceği düzenlenmiştir. Mesai dışında yürütülen rotasyonlarda günlük eğitim süresi dört saat olarak belirlenmiş, bu şekilde gerçekleştirilen rotasyonların takvim süresi iki katına çıkarılmıştır. Ayrıca uzmanlık öğrencisinin gündüz saatlerinde sözleşmeli aile hekimliği görevini sürdürmesi öngörülmüştür.

Hukuki tartışmaların ötesinde, konu öncelikle tıp eğitiminin bilimsel ve pedagojik ilkeleri açısından değerlendirilmelidir. Klinik rotasyonlar; farklı klinik durumlarla karşılaşmayı, hasta yönetimine aktif katılımı, eğitici gözetiminde klinik karar vermeyi, girişimsel uygulamaları ve disiplinler arası etkileşimi içeren bütüncül eğitim süreçleridir. Rotasyon süresinin matematiksel olarak karşılanması, rotasyonun eğitim hedeflerinin ve kazandırması gereken yetkinliklerin karşılandığı anlamına gelmez. Eğitimin eşdeğerliği toplam saat üzerinden değil, klinik deneyimin kapsamı, niteliği, eğitici gözetimi ve kazanılan yeterlikler üzerinden değerlendirilmelidir. Aile Hekimliği Uzmanlığı Müfredatı’na konu olan yeterliliklerin mesai dışı çalışma ile nasıl sağlanacağına ilişkin bilimsel gerekçelerin de ortaya konması gerekir. Bu nedenle uzmanlık eğitiminin klinik rotasyonların, hizmet sunumunun ihtiyaçlarına göre yeniden biçimlendirilmesini hedefleyen ve uzmanlık eğitiminin eşdeğerliğine ilişkin soru işaretleri doğuran bu uygulama kabul edilemez!

Kaldı ki Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği 11. Madde 5. Bendinde:  “(5) Uzmanlık öğrencilerinin nöbet uygulaması üç günde birden daha sık olmamak kaydıyla ayda en fazla sekiz nöbet olacak şekilde düzenlenir. Gece nöbeti tutan uzmanlık öğrencileri nöbetin ertesi günü sağlık hizmeti sunumunda görev almaz. Bu hükmün uygulanmadığının tespit edilmesi halinde eğitim programları Kurulca değerlendirmeye alınır. İhlâlin mahiyetine ve durumun gereklerine göre kurumun uyarılmasından, programın eğitim yetkisinin kaldırılmasına kadar hangi yaptırımın uygulanacağına Kurulca karar verilir.” denmektedir. Açıkça nöbet denmese de mesai sonrası çalışma ile ilgili bir hususun bir asistan grubu için uygulanıp diğer grubu için görmezden gelinmesi de Anayasal olarak zorunlu olan eşitlik ve adalet ilkesinde açıkça aykırılık teşkil etmektedir.

Yine Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği Madde 11. (7) “Uzmanlık öğrencisi, programda bulunan bütün eğiticilerin gözetim ve denetiminde araştırma ve eğitim çalışmaları ile sağlık hizmeti sunumunda görev alır, deontolojik ve etik kurallara uyar.”  denilmekte olup mesai sonrası rotasyon yönetmeliğin bu hükmün de açıkça ihlali anlamına gelmektedir.

Avrupa Tıp Uzmanları Birliği (UEMS) ilkeleri de Eğitim Standartları da “Uzmanlık eğitiminin düzenli ve güvenli çalışma saatlerinde, eğiticilerin gözetiminde yapılmasını.”   öngörmektedir.

2.     Tıpta uzmanlık eğitimi, yalnızca sağlık hizmeti sunulan ortamlarda değil, ilgili uzmanlık alanının eğitim hedeflerini karşılayabilecek akademik, klinik ve fiziki koşullara sahip, eğitici gözetimi ve denetimi sağlanmış eğitim ortamlarında yürütülebilir. Bir sağlık kuruluşunun uzmanlık eğitimi ortamı olarak kabul edilebilmesi; yeterli hasta çeşitliliği, uygun eğitim altyapısı, nitelikli eğitici kadrosu, yapılandırılmış eğitim faaliyetleri ve ölçme-değerlendirme süreçlerinin varlığını gerektirir. Bir aile hekimliği biriminde bir SAHU uzmanlık öğrencisinin çalışıyor olması, söz konusu birimin diğer uzmanlık öğrencilerine eğitim verebilecek nitelikte olduğunu kendiliğinden gösteremez. Bu açıdan uzmanlık eğitim ortamlarının niteliği idari tanımlamalarla değil eğitsel standartlarla belirlenir.

3.     Tıpta Uzmanlık Kurulunun 14.04.2026 tarihli ve 2816 sayılı kararında, SAHU uzmanlık öğrencilerinin zorunlu rotasyonları nedeniyle aile hekimliği birimlerinden ayrılmaları durumunda, hizmetin öncelikle vekâleten yürütülmesi; bunun mümkün olmaması hâlinde ise tam zamanlı aile hekimliği uzmanlık öğrencilerinin bu birimlere görevlendirilmesi öngörülmektedir.

Aile hekimliği uzmanlık eğitiminin birinci basamakta yürütülmesi, disiplinimizin doğası gereği zorunludur. Uzmanlık öğrencilerinin aile sağlığı merkezlerinde hasta izlemi, koruyucu sağlık hizmetleri, kronik hastalık yönetimi ve toplum yönelimli bakım süreçlerine katılması, eğitimlerinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Ancak bir uzmanlık öğrencisinin eğitim hedefleri doğrultusunda birinci basamakta görevlendirilmesi ile hizmet sunumunda ortaya çıkan personel açığını kapatmak amacıyla görevlendirilmesi birbirinden tamamen farklıdır. Bu yaklaşım, uzmanlık eğitiminin planlanmasında bilimsel ve pedagojik gereklilikler yerine hizmet sunumunun ihtiyaçlarının belirleyici hâle gelmesi riskini taşımaktadır. Ayrıca görevlendirilen öğrencinin mevcut eğitim programının sürekliliği, eğitici gözetimi, klinik sorumluluklarının sınırları ve kazanımlarının nasıl değerlendirileceği ise tamamen belirsizdir. Sağlık hizmetinin kesintisiz sunulması kuşkusuz kamusal bir sorumluluktur. Ancak bu sorumluluğun yerine getirilmesi, uzmanlık öğrencilerinin eğitim hakkının ve uzmanlık eğitiminin bilimsel niteliğinin ikinci plana itilmesi gerektirmez.

Öte yandan İl Sağlık Müdürlüğünün Aile hekimliği asistanlarının Aile Hekimliği Birimlerinde görevlendirmelerinde yetkili kılınması başlı başına genel eğitim prensipleri  ile bağdaşmamaktadır ve eğitimde ve eğitim kliniklerinin işleyişinde önemli sorunlara yol açabilecektir.

4.Tıpta uzmanlık eğitiminin süresi, ilgili uzmanlık alanının gerektirdiği bilgi, beceri, tutum ve mesleki yetkinliklerin kazandırılması amacıyla belirlenmektedir. Eğitim süresinin kısaltılması, ancak kazanılması beklenen yeterliklerin önceden edinildiğinin bilimsel ve nesnel yöntemlerle ortaya konulması ve bu kazanımların eğitim programının hangi bileşenlerine karşılık geldiğinin belirlenmesiyle pedagojik açıdan gerekçelendirilebilir.

1219 sayılı Kanun'un geçici 9. maddesinde yapılan değişiklikle, eğitime başlamadan önce en az beş yıl sözleşmeli aile hekimliği yapmış olanlar için SAHU eğitim süresi altı yıldan dört yıla indirilmiştir. Kanunen düzenlenmiş olsa da 5 yıl süresince aile hekimliği yapmış olmanın uzmanlık eğitiminin hangi öğrenme hedeflerini, klinik yeterlilikleri ve eğitim yükümlülüklerini karşıladığı belirsizdir. SAHU ile tam zamanlı aile hekimliği uzmanlık eğitiminin çekirdek müfredatı aynıdır. Önceki hizmet deneyimi gerekçesiyle eğitim süresinin kısaltılması, bu deneyimin ortak müfredatta yer alan hangi yeterliklere karşılık geldiğinin açıkça belirlenmesini gerektirir. Bu ilişki ortaya konulmadan, yalnızca hizmet yılı esas alınarak eğitim süresinin iki yıl azaltılmasını bilimsel ve pedagojik açıdan tamamen hatalıdır.

Aile hekimliği uygulamasında kazanılan mesleki deneyimin değerli olduğu tartışmasızdır. Ancak bir konuda mesleki deneyimin süresi ile niteliği iki ayrı kavramdır. Hizmet süresi, doğrudan gözlem, eğitici değerlendirmesi ve yeterlik temelli ölçme-değerlendirme süreçlerinin yerine geçemez.

Yukarıda ifade edilen düzenlemeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, aile hekimliği uzmanlık eğitiminin bilimsel ve pedagojik gerekliliklerinden uzaklaşarak sağlık hizmetinin organizasyonel ihtiyaçlarına göre yeniden şekillendirilmesi yönünde ciddi kaygılar ortaya çıkmaktadır.

Bu çerçevede Türkiye Aile Hekimliği Yeterlilik Kurulu olarak

1.Uzmanlık eğitimimizde yapılacak düzenlemelerde tek müfredat, ortak eğitim standartları ve ortak yeterlilik anlayışının esas alınmasını,

2.Eğitim hedefleri ve klinik yeterlilikler açısından sıkıntılı olan mesai dışı rotasyon uygulamasının uygulanmamasını,

3.Uzmanlık öğrencilerinin eğitim programlarının hizmet sunumundaki personel ihtiyaçlarına göre şekillendirilmemesini,

4.Uzmanlık eğitimini doğrudan etkileyen düzenlemelerin, ilgili akademik kurumların, uzmanlık derneklerinin ve yeterlilik kurullarının bilimsel katkıları olmaksızın ele alınmamasını talep ediyoruz.

Türkiye Aile Hekimliği Yeterlilik Kurulu