TAHUD TARAFINDAN AÇIKLAMA
Derneğimizin Sağlık Bakanlığı’na yaptığı “aile hekimi unvanını kullanma hakkına” ilişkin başvuruya çeşitli çevrelerden farklı tepkiler gelmiştir. Sağlık ocaklarında ya da aile sağlığı merkezlerinde uygulama yapan hekimler arasında uzun süredir yapılan tartışmalar resmiyet kazanmış gibi görünüyor. Bazı temel konularda diğer meslektaşlarımızla ortak bir noktaya gelmek, birbirimizi anlamak, sorunlarımıza doğru tanımlamalar yapmak ve ortak çözüm yolları bulmak açısından bu fırsatın değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
“Aile hekimi unvanını kullanma hakkına” ilişkin yazımız, Sağlık Bakanlığı’nı muhatap alan resmi ve hukuki bir dilekçe niteliğindedir. 09.12.2004 tarihinde yasalaşan 5258 sayılı Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanun’da yapılan “aile hekimi” görev unvanı tanımına ilişkin Aile Hekimliği uzman ve asistanlarının kaygılarını, Aile Hekimliği disiplini ve uzmanlığı açısından yarattığı sakıncaları ve bu yasayla gerçekleştirilmekte olan “aile hekimliği uygulamasının” olası sonuçları konusundaki uyarılarımızı iletmeyi amaçlamaktadır.
Aile hekimliği kendine özgü ilkeleri ve klinik yöntemi olan klinik bir hekimlik uygulamasıdır. Başarılı bir uygulama için disiplinin ve uzmanlık alanının ilkeleri doğrultusunda bir meslek/uzmanlık eğitimi gerekir. Kuşkusuz pratisyen hekim meslektaşlarımız yıllardır başta sağlık ocakları olmak üzere birinci basamak kuruluşlarda başarıyla sağlık hizmeti sunmuşlardır ve sunmaktadırlar.
Sağlık Bakanlığı Sağlıkta Dönüşüm Programı çerçevesinde aile hekimliği uygulamasını yaygınlaştırmaktadır. Bu uygulamanın temel hekim işgücü Birinci Basamak sağlık hizmetleri konusunda uzmanlaşmış hekimler olmalıdır. Bu nedenle Aile Hekimliği uzmanlık eğitimi geliştirilerek yaygınlaştırılmalı ve tıp fakültesini bitiren tüm meslektaşlarımızın aile hekimliği uygulamasına girmeden önce bu eğitimi almaları sağlanmalıdır. Geçici bir süre için ön görülen “geçiş dönemi eğitimleri” birinci basamakta çalışan mevcut hekimlere yönelik “iyileştirme eğitimleridir” ve Aile Hekimliği uzmanlık eğitiminin alternatifi değildir. Aile Hekimliği uzmanı olabilmek için “Tıpta Uzmanlık Tüzüğü” kapsamında yer alan mevcut Aile Hekimliği uzmanlık eğitimi süreci dışında bir yol arayışlarına da gidilmemelidir. Bu tür istek ve beklentiler yalnızca Aile hekimliği uzmanları için değil pratisyen hekim arkadaşlarımız için de sakıncalıdır. Birinci basamağı ülkemizin sağlık sisteminin merkezine oturtmak, birinci basamakta sunulan sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmak ve birinci basamak hekimlerinin toplum içindeki değerini yükseltmek ancak mevcut Aile Hekimliği uzmanlık eğitimini geliştirerek yaygınlaştırmakla olasıdır.
Söz konusu yazımızda anlatılmak istenen bunlardır. Yoksa hiçbir meslektaşımızı, özellikle birinci basamakta birlikte çalıştığımız pratisyen hekim arkadaşlarımızı “küçük düşürücü”, “rencide edici” bir anlam taşımamaktadır. Dahası bazı tepkilerde dile getirilen “küfür” ya da “hakaret” niteliğinde hiçbir ifade taşımamaktadır. Yukarıda açıklamaya çalıştığımız maksadı aşan, farklı değerlendirmelere yol açabilen ifadeler yer almış olabilir. Çeşitli platformlarda, gazete köşelerinde yapılan açıklamalarda, belirtilen görüşlerde Aile Hekimliği uzmanlarını ve asistanlarını “rencide edici” ve hatta “aşağılayıcı” olarak algılamaya çok uygun ifadeler de bulmak olasıdır. Bunlar tartışılabilir. Biz kendi adımıza amacımızı aşan anlamlar çıkarılmaya eğilimli ifadelerimizi gözden geçirmeye ve yeniden ifade etmeye hazır olduğumuzu bildirmek isteriz. Sağlık Bakanlığı’na verilen dilekçenin kendilerine verilen bilgiler doğrultusunda Hukuk Büromuz tarafından ve hukuk diliyle hazırlandığı da unutulmamalıdır.
Alanımızdaki sorunlarla ilgili her türlü görüş ve öneriye açığız. Bilimsel ve karşılıklı saygı çerçevesinde tartışmanın yararlı olacağını düşünüyoruz. Saygılarımızla…
Prof. Dr. Okay BAŞAK
Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği
Genel Başkan